Açıklık ve cesaretle

 

Senin kalbini sıkıştıran her şeyi asaletle ve sevgiyle bırakabilirsin!

Senin kalbini sıkıştıran her şeyi bırakarak da sevebilirsin!

Senin kalbini sıkıştıran her şey, görmek istemediğin kendi karanlık dünyanın bir sureti, görmezden gelmek yerine var olanı, her aldığın nefes gibi sadelikle görmeyi seçebilirsin.

Continue reading “Açıklık ve cesaretle”

Suçlu var mı?

 

Şehir hayatı, çok hızlı. İnsana sürekli koşması, yakalaması gereken bir yer varmış gibi hissettiriyor.  Üstüne toplumun beklentileri eklediğinde bizim  ”değerli” yaşamımız artık, bizim olmaktan çıkıp, emanet aldığımız ”sıradan” bir yaşam haline geliyor. Üniversiteye gitmen lazım, iş bulman lazım, sevgilin olması lazım, evlenmen lazım, çocuk yapman lazım…. Liste çok uzun ve yorucu ve bence en şaşırtıcı olanı tüm meli ve malı’ların farkında olmadan yaşayıp, gidiyor olmamız.  Ve en acıklı olanı günün sonunda mutsuz olunca suçluyu yanımızda, yöremizdeki kişiler ilan ediyor  ve aslında mutsuzluğumun kökenine, derinine bakmak yerine yüzeydeki nedenlerle ilgilenirken büyük resmi kaçırıyoruz. Continue reading “Suçlu var mı?”

Kalp açıklığı

 

Geçen gün seneler öncesine ait beni zorlayan bir anımı hatırladım. O anının canlı halinini hatırladığımda kendime neden bana böyle acı veren deneyimi yaşamama izin verdiğimi anlamak istedim. Continue reading “Kalp açıklığı”

Her Şey Değişiyor!

Hayat, düşündüğümüzden ya da insan beynimizin algılandığından da daha hızlı geçiyor. Eski fotoğraflarıma baktığımda, o zamanki kalp yaralarımı artık hatırlamak da zorlanıyorum. Sevdiğim, aşık olduğum yüzler, sanki başkasının kalp sevdası gibi geliyor. Acım, ”benim” acım, benim olmaktan çıkmış gibi.. Continue reading “Her Şey Değişiyor!”