Akan’a karış

Sadece bir şeçenek varmış gibi  yaşayıp, ( konu ne olursa olsun iş, ilişki) onun peşinden kendimizi yoracak/ nefessiz bırakacak kadar gidebiliyoruz. ‘Ama şöyle olmazsa’, ‘o olmazsa ben ölürüm’! ‘Yaşayamam’! Oysa gökyüzünde sonsuz yıldız var ve bize iyi gelmeyen yıldızın inatla peşinde koşup, bize iyi gelmesine sağlamaya çalışan da yine biziz. Okumaya devam et “Akan’a karış”

Sağlıklı bağlar

 

Seni görüyorum!

Seni duyuyorum!

Seni hissediyorum!

Karanlığını da, ışığını da seviyorum. Seni değiştirmeye çalışmadan tam da olduğun gibi seviyorum. Biliyorum ki, bir dost olarak yapabileceğim tek şey, acını dindirmeye çalışmak ya da sana masallar anlatmak değil. Bir dost olarak tek yapabileceğim, elini tutmak ve sana tıpkı dünya yaratılmadan önceki o boşluğu, o alanı vermek. Yargılardan, olması gerekenlerden, yapman gerekenlerden öte, tek verebileceğim kalpten verilmiş bir boşluk. Sen cesaretle karanlığınla yüzleşebil diye, elini tutmak ama biliyorum ki, dahasını veremem. Sadece yola çıkman için içindeki cesareti tetikleyebilirim, ama o yola çıkacak olan sensin!

Dolayasıyla biri acısını, korkusunu paylaştığında çok komik oluyor kitapların, guruların dediklerini söylemek, karşındakini görmeye istekli olmadan. Oysa derinden canı yanan kişinin tek istediği var: Görülmek. Değiştirme, düzeltme çabasına girmeden onunla kalabilir misin? Ona cevabı vermek yerine sorusuyla cesaretle kalmasına alan açabilir misin? Belki sarılarak, belki elini tutarak sadece o an’ın içinde onunla kalabilir misin? O ana zaten ev’de olduğunu söyleyebilir misin?

Seni görüyorum!

Seni duyuyorum!

Seni hissediyorum!

……………………………………………………..

Birine verebileceğiniz en değerli şey, onun yanında mevcut olmanızdır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey sevdiğinizin canı yanarken kelimelerle mastürbasyon yapmadan onunla sessizliği paylaşmanızdır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey, onun karanlığını, acısını düzeltmeye ya da iyileştirmeye çalışmadan onunla sadece kalmaktır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey, onun nefes alamadığı o yerde onunla olmaktır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey boşluktur.

Eğer hayatınızda en az bir kere yüzeyden uzaklaşıyormuş gibi hissettiyseniz, size verilen boşluğun dünyanın en değerli şeyi olduğunu da biliyorsunuzdur.

Bundan birkaç ay önce bir arkadaşım şunları söyledi: ‘Geçen sene fiziksel ve ruhsal olarak o kadar acı çekiyordun ki, acını görmeye katlanamıyordum.’

Gerçekten acı çeken birinin acısını görmeye istekli olmak ve yanında o acıyı paylaşabilmek kolay değildir. Dürüstlükle yaklaşan herkese, kalbimde yer var. İnsan yoğun dalgalarla başbaşa kaldığında yanında olmayanların hikayalerine anlayışlı bir alan yaratamıyor. Ve asıl olan yaratmaması, sağlıklı olan da yaratmaması.

Şu anda derinden anlıyorum ki, herkes yanındaki insanın acısının kaldıramayabiliyor. Görmek istemiyor, bunu da anlıyorum ama acınızda, karanlığınızda yanınızda olanların yeri de başka oluyor. Sanırım kurulan derin bağ, buradan ötesine doğru  uzanıyor.

Dolayısıyla kendinizle kurduğunuz bağ, her şeyle aranızdaki anahtar! Kendinize vermediğinizi başkasına veremezsiniz.  Sağlıklı derin bağlar kurmak istiyorsanız önce o biricikliğinize/ kendinize dönün ve onu onurlandırın. Orada her ne varsa, her ne oluyorsa…

Siz de olmayanı veremezsiniz.

 

 

Kalbini açabilir misin?

 

 

 

Kalbini her olasılığa da açabilir misin? Sana benzemeyeni, hoşuna gitmeyeni de sevme alanına davet edebilir misin?
Kalbindeki her duyguya yer açma haline açık olabilir misin?

” You have to keep breaking your heart until it opens.” Mevlana Okumaya devam et “Kalbini açabilir misin?”

Yoga Yolculuğum

 

2009’da eski arkadaşımın ülkeyi terk etmeden önce bana verdiği yapılacaklar listesinden biriydi: YOGA. Bana izlemem, okumam, dinlemem gerekenlerden bir liste yapmıştı. Sanırım bir süre benim için yoga, onun dediğine uymak için girdiğim bir dünyaydı, sonra ise yaşamın kendisi oldu! Okumaya devam et “Yoga Yolculuğum”