Artık biliyorum

 

Im not yours, you are not mine!

Ben senin değilim, sen de benim değilsin. Birbirimize yoldaşlık edebiliriz, tabi ki yol el verdiği sürece. Yolun nereye, hangi dönemeçlere kıvrılacağını bilmeden hep beraber gitme isteme hali, komik oluyor değil mi? Biz şu an’ın hislerini yolun tümüne  yayarak yaşıyoruz. Sonra da akmayan yolu oraya doğru sürüklemeye çalışmaktan yorgun düşüyoruz. Okumaya devam et “Artık biliyorum”

Kendi toprağını kazı!

 

Sabah kalktığımız andan, gece yatağımıza  başımızı koyana kadar şehir hayatının uyarıcılarına maruz kalıyoruz.  Şehir hayatı, adı üstünde her şey çok hızlı olup gelişiyor ve biz insanların bu sürede durmaya, ne oluyor diye hissetmeye zamanımız da pek olmuyor. Duramadığımızda, uyarıcıların bizi nasıl etkilediğini fark edecek zamanımız olmadığında da sistemlerimiz daha da karışıyor. Okumaya devam et “Kendi toprağını kazı!”

Gerçek sevgi

 

Birini sevdiğini ya da sevmediğini nasıl anlarsın? Nasıl seversin? Hayatında bir kere de olsa birini olduğu gibi gerçekten değiştirmeden olduğu gibi sevdin mi? Hayır, hemen aklına eski sevgililerin gelmesin! Sevme haline sadece sevdiğin adamlar ya da kadınlar dahildir! Anneni, babanı, kardeşini ya da arkadaşlarını oldukları gibi kabul edebiliyor musun? Hayır,  Ayşe teyzene ya da Osman Amcana, Leyla’ya bakarak karşılaştırarak sevmekten bahsetmiyorum! Kalbinde bazen tanıdığın bazen ise hiç tanımadığın insanlara bildiğin ya da bilmediğin hikayelerine anlayıştan doğan şefkat büyüttün mü? Okumaya devam et “Gerçek sevgi”