Bırakma deneyimi, tam olarak bırakarak gerçekleşmiyor, bir gecede, eforla kendinizi zorlayarak karar verdiğiniz bir şey hiç değil! Hocanız, gurunuz dedi diye ya da bir yerde okudunuz diye verdiğiniz bir karar hiç değil! Daha ziyade içerden gelen, büyüyen ve meydana gelen bir hal.. Ve içinde teslimiyet barındırıyor.
Konu kalbinizi yoran iş, ilişki deneyiminiz olabilir ya da sigara, alkol, şeker, kahve tüketiminiz olabilir. Hepsi aynı gerçeğin aslında bir ifadesi..
Son iki seneden bu yana çok sevdiğim filtre tüketimimi sıfıra indirdim. “Sağlıklı yaşam” adı altına birine ya da birilerine benzemek için verdiğim bir karar değildi. İşin aslı insanın karar verdiğini sanması büyük resimde bana fazla ironik geliyor. Çünkü karar vermiyoruz, sadece olana uyumlanmayı öğreniyoruz ya da olanla savaşmayı bırakıyoruz ve kararın netliği beliriyor.
Ya da son birkaç sene içinde çok önemsediğim, güvendiğim arkadaşlarımın gözlerimin önümde güvenimin nasıl yerle bir ettiğini gördüm. İnsan inatla ilişkiyi kurtarmak, tamir etmek istiyor ama anlıyorum ki bazı ilişkilerinin kurtarılmaması ve geçirilen, paylaşılan güzel günleri bir film karesi gibi hatırlanması ama yeni sahne çekilmemesi gerekiyor.
İnsan “onsuz” olmaz dediği her şeyi çok güzel bırakabiliyor. Ama “bırakmam lazım” hali insanın önündeki camın buğulanmasına neden oluyor. Ve önünü göremedikçe bir yerlere çarpmaya başlıyor. Denizin içinde çırpınmanın daha çok su yutmaya neden olması gibi.. Çırpınan biziz ve çırpındıkça da canımızın acıması tam bundan…
Dün bir arkadaşımla konuşurken hepimizin en derinde güvenlik ve kesinlik aradığını yeniden hatırladım. Ama maalesef dışarıda bunları aramak boş çaba. Çünkü hayat pek öyle bir şey değil. Yarın bir deprem evini alıp götürebilir ya da çok sevdiğin işinden atılabilir ya da bu yaşamdaki hayatının sonuna gelebilirsin. Yani tüm bu dünya hep geçici ve aslında güvenlik aramak boşa çaba çünkü yarin ne getirecek hiç bilmiyoruz.
O yüzden güvenlik ve kesinlik arayışını insan, içinde bulamadığında bu kadar çok koşturuyor, sonra bir şeyler buluyor. Tamam “bu” diyor, ben mutluyum bununla ama sonra canım hayat “bu” dediği ne varsa dağıtıyor. Bence bunlar, insanın yolculuğunu dışarıya değil de, içeriye doğru yapması için hatırlatma…
Dolayısıyla hayatından bir şeyleri çıkartmaya çalışarak bir şeyleri çıkaramazsın. Çıkarsan da aynı eğilim sana başka şeyi koyduracaktır. O yüzden gidecek, kaçacak hiçbir yer yok!
Güvenli yer insanın kalbinin, yaşamın kalbiyle birleştiği yer. Ondan öte de başka güvenli yer aramak nafile..
O yüzden bol bol zaman ver kendine, o yolculuğu içeri atacak adımı atabilmek için.. O adım senin için her nereden başlıyorsa…
Eminim şu an kalbini titreten bir cevap var orada.
İşte o ❤
Ve aradığın cesaret sen adım atmadan gelmeyecek.. Merak etme, koca yaşam senin o adımın için arkanda… Tek başına, başı boş, bir şey değilsin, yaşamdan hiç kopmadın en çok koptuduğu sandığjın o anlarda bile..
Ve her nerede olursan ol, ne yaparsan yap kopman mümkün değil. Kocaman yaşamın en eşsiz ifadesisin.
Cesaret …
Yorum bırakın