Gerçek sevgi, önce kendine ve sonra başkalarına verilen sözdür.

Günlük hayatın tüm o yoğun değişimlerinin içinde en derinde hepimizin özlemi bizi olduğumuz gibi görebilecek dostlar. Bazı şeyler çok basitmiş gibi hemen yazılıyor ama yaşarken, deneyimin içinde debelenmeye başladığımızda öyle olmadığını hepimiz eminim  kendi hayat filmimizin sahnesinde en az bir kere gördük.

 

Okumaya devam et “Gerçek sevgi, önce kendine ve sonra başkalarına verilen sözdür.”

Spotify’da Postcast yayınlarım başladı!

 

Kendimi idrak etmeye başladığım zamandan beri kelimelerle aramdaki ilişki hep başka oldu. Yazmak, meditasyonumdu ki, o zamanlar tam olarak meditasyonun ne olduğunu bilmesem de böyleydi. Kelimeler, olanı açıkla gördüğüm yerdi. O yüzden olanı kabul etme sorunu ne zaman yaşasam kelimelerden de kaçardım.. Okumaya devam et “Spotify’da Postcast yayınlarım başladı!”

Kalbin Meditasyonu

 

Biliyorum, günümüz modern hayatının içinde ‘meditasyon’ dendiğinde akla gelen birçok görsel var ve o görsellere öyle bir yapışıyoruz ki, meditasyonun kendi doğasından uzaklaşmamız, kendimizden uzaklaşmamız tam burada başlıyor. Okumaya devam et “Kalbin Meditasyonu”

Artık biliyorum

 

Im not yours, you are not mine!

Ben senin değilim, sen de benim değilsin. Birbirimize yoldaşlık edebiliriz, tabi ki yol el verdiği sürece. Yolun nereye, hangi dönemeçlere kıvrılacağını bilmeden hep beraber gitme isteme hali, komik oluyor değil mi? Biz şu an’ın hislerini yolun tümüne  yayarak yaşıyoruz. Sonra da akmayan yolu oraya doğru sürüklemeye çalışmaktan yorgun düşüyoruz. Okumaya devam et “Artık biliyorum”

Açıklık ve cesaretle

 

Senin kalbini sıkıştıran her şeyi asaletle ve sevgiyle bırakabilirsin!

Senin kalbini sıkıştıran her şeyi bırakarak da sevebilirsin!

Senin kalbini sıkıştıran her şey, görmek istemediğin kendi karanlık dünyanın bir sureti, görmezden gelmek yerine var olanı, her aldığın nefes gibi sadelikle görmeyi seçebilirsin.

Okumaya devam et “Açıklık ve cesaretle”