Alışkanlık zincirlerimiz

İki haftadır kulaklığım olmadan, müzik dinlemeden yolda yürüyorum. Başta dünyanın en zor şeyi geldi biliyor musun? Sonra etrafımdaki sesleri daha çok duymaya başladım. Çünkü her şey daha net artık. Kuş sesi, ezan sesi, korna sesi, rüzgarın sesi, tüm seslerin içindeyim. Müzik, benim gizli bahçemmiş. İstediğim sesleri duyup, istediğim dünyayı yarattığım sihir gibiymiş. Şimdi sihir yok, ben sihrin kendisi olup gerçeğin içinde var oluyorum. Hiç bilmediğim bir dünya keşfediyorum dostum! Fark ediyorum ki, senelerin bitmeyen alışkanlığı olmayan bir dünyanın içinden şu ana uzanmama sağlıyormuş. Uzanma halime an diyormuşum. Oysa an, uzanmaktan öte, bulunma haliymiş.

Yaşamın sesi

İstanbul'un güzel kahve merkezlerinden birinde oturuyorduk. Hava yağmurlu ve soğukken içerisi öyle güzel sıcaktı ki ama kocaman camlar koca koca binalara bakıyordu. Dolayısıyla manzaram karanlık binalardı. Dayanamayarak dedim ki:'Keşke bu koca camlar denize ya da ağaçlara bakıyor olsa...'' Arkadaşım durdu dedi ki: ''Ama ne denize, ne de ağaçlara bakıyor ve ne denize ne de ağaçlara … Okumaya devam edin Yaşamın sesi