Sustuklarına….


Derin bir sessizlik vardı.Halbuki ne çok söylenecek cümlesi vardı kadının. Onun yerine susup kalmıştı. Sanki bedeni oturduğu yere yapışmıştı ama ya ruhu? Ruhu nerdeydi? Sanki bir girdabın içinde onu kaybediyordu. Ah! Bir konuşsa, bir konuşsa….

Oturduğu yerden kalksa ve cebinde biriktirdiği bütün cümleleri dışarı çıkarsa…Ah!! Sustuklarını biriktirdiği kutusunu açsa…Ama işte konuşmuyordu. Susuyordu.Oturduğu yerden kalmadan uzaklara bakıyordu. Bir yerlere gitmeyi düşüyor, ama gidemiyordu. Bir yerlere ait olmayı istiyor, ama olamıyordu. Aslında ne gidebiliyor ne de kalabiliyordu. Ne vardı aslında ne de yoktu.

Bilmiyordu. Susarak kendini yok ettiğini bilmiyordu. Çünkü bir zaman sonra gerçekten söylecek bir şeyi kalmayacaktı. Sustuklarını biriktirdiği kutusu konuşmadığı için intihar edecek ve aslında en sonunda hiç kimse olacaktı. Ruhu bir girdabın içinde ondan uzaklaşırken acaba konuşmaya başlayacakmıydı?Yoksa çok mu geçti artık?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s