Sana ne?

Bahar geldi. Çiçekler tüm güzelliklerini bize göstermek için yarışıyor. Havalar güzelleşti ya vakit buldukça kendimi yeşile bırakmayı çok seviyorum. Parkta yürürken bir kadının elinde kökünden kopardığı lale gördüm. Muhtemelen kopardığı çiçeği evinde ya da bahçesinde ekmek için sevdiği çiçeği yurdundan etmişti. İyi de kadın çiçeğe sordun mu? Seninle gelmek istiyor mu? Sırf sen istiyorsun diye seninle gelmek zorunda mı? Resmi büyütelim. Benzer davranışları kendi hayatımızda fark etmeden ne kadar sık yapıyoruz aslında. Birini tüm seçimleriyle olduğu gibi kabul etmek.. Cümle bir çırpıda çıkıyor ama ya yaşarken? 

Son dönemde bir şekilde seçimlerimi anlamayan, anlamadığı için eleştiren insanları yeniden tanıdım. Sanırım onların kafasında 30 yaşında kadın şöyle olur diye bir tablo var ve o tabloya uygun değilsen hemen seni oraya uygun hale getirmeye çalışıyorlar. Bazen apartmandaki teyze, bazen uzak bir akraba, bazen seni sevdiğini hissettiğin biri ve bazen ise gerçekten seni anladığını düşündüğün biri… Toplumun seni dönüştürmek istediği şekle sokmak için karşına çıkarlar. 

30 yaşındaki kadın renkli oje kullanır mıymış? 30 yaşındaki kadının bu kadar renkli bilezikleri olur muymuş? 30 yaşındaki kadının artık yavaş yavaş evlenmesi gerekirmiş! İyi de canım sana ne? Bu benim hayatım değil mi?  Canım ister mavi oje kullanırım, canım ister yeşil, canım ister kırmızı, canım ister sarı, istersem hepsini renk renk sürerim.  Sana ne? Bileziklerim seni rahatsız ediyorsa üzgünüm onları da seviyorum 🙂 He, evlenme mevzusuna gelince, senin gibi gelecek hakkında kalkınma planlarım yok. Olursa olur, olmazsa olmaz. Birileri evleniyor, bir şeyler kaçıyorum Tanrım gibi ruh halim yok. Böyle iyiyim ben 🙂  Ama sen kendini böyle hissetmiyorsun diye herkes böyle hissedecek diye bir kural yok! Herkes kendi hayatını yaşıyor dostum! Hepimiz kendi hayatımızdan sorumluyuz! Ben, senin hayatının hakkında ahkâm kesmiyorum değil mi? Kalbimi dinleyerek yolumu alıyorum. O yüzden belki 5 sene önce olsa duyduklarım bir şeyleri değiştirmeme neden olurdu ama artık umurumda değil ve ben böyleyim diyebiliyorum! İşine geliyorsa kapım açık sonuna kadar, işine gelmiyorsa çıkarken kapıyı kapatmayı unutma olur mu? 

Birbirimizi değiştirmeye çalışarak seviyoruz. Bunun sevgili ilişki olması bile gerekmiyor.  Her gün gördüğümüz hiç tanımadığımız bir yüzden, canımızı bile vereceğimiz dostumuza kadar uzayan doğruda kaçını değiştirmeye çalışarak seviyoruz? Annemiz, babamız, çocuğumuz, arkadaşımız, sevgilimiz … Onları oldukları haliyle kabul edebiliyor muyuz? ‘Seni seviyorum ama…’ Kaçımız kurduk bu cümleyi, ya da kaçımız duyduk? Bir insan gerçekten birini seviyorsa neden ama demeye ihtiyaç duyar ki? Ya bir şey vardır, ya da yoktur! 

Herkesin ‘senin’ hakkında milyon tane fikri var. Senin için bunun daha doğru, diğerinin ise doğru olmadığını ya da o giydiğinin yakışmadığını şöyle giyinmeni söylüyorlar! Yani hep bir şeyler söylüyorlar ve hep söyleyecekler ama hayat biraz da ben böyle mutluyum siz ne dediğin zaman başlıyor! 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s