Gerçekten seviyor musun ?

Seneler önce çok sevdiğim biri vardı, sanıyordum ki çok seversem, çok emek verirsem o da beni, ”benim istediğim” gibi sevebilir! Sırf bu yüzden hayatında bana açmadığı alanı, kendim açmaya çalışmıştım. Ağladım, bildiğimi düşündüğüm yollarda kayboldum ama öğrendim.

Gerçek sevgi, su gibi kendi yolunda akanmış, sen akacağı yeri seçmeye çalışamazmışsın.Çünkü o, sadece akmayı bilirmiş. 

Bırakmak… Yani İngilizcedeki anlamı ile ‘let it go’…  Hani ”let it go, let it go” diyoruz. Peki, gerçekten ne kadar o cümlenin hakkını verebiliyoruz? Bırak demekle, bırakılır mı?

Birkaç ay önce akşam Om Yoga’daki dersten çıktıktan sonra çok şeker gri bir kediyle karşılaştım. Bir süre bakıştık sonra onu sevmeme izin verdi, oturup başını sevmeye başladım. Uzaktan bize bakan başka bir kedi ürkek ürkek yanıma geldi, onu da sevmeye başladım. Bir süre sonra onları öpüp koklayıp ayağa kalkıp yoluma kaldığım devam ettim. Kediler ne beni takip etti, ne de huysuzluk yaptılar. Verdiğim sevgiyi nasıl bir gönül ile aldılarsa gitmemi de öyle kabul ettiler.

Sonra düşünmeye başladım, aslında her şey bu kadar basit olabilir miydi? Birinin bizi sevmesini kabul edebildiğimiz gibi gitmesini de aynı içtenlikle de kabul edebilir miydik?

Geleni kucak dolusu sevgiyle karşılarken, gideni de yine sevgiyle uğurlayabilir misin?  Hayır, sadece sevgilinle olan ilişkine bakma! İlişki sadece sevdiğin adamla ya da kadınla kurulan bir şey değildir. Her şey ile olan ilişkine bak! Bırakamadıklarına, bıraktıklarına, etrafı saran her şey ile kurduğun ilişkiye bak! Belki sana sessizce bir şeyler anlatıyordur.

Bırakamadıklarını, bırakmayı öğrendiğin zaman, bıraktıkların ile bir kere daha aynı sahneyi paylaşmak için karşı karşıya gelirsin. Bazen gerçekten bıraktığını, bazen ise daha o yola gelmediğini keşfedersin. Ve canım hayat, sana bırakmayı öğretene kadar bazen aynı bazen ise farklı kişiler, yerler, olaylarla benzer durumları yaşatır.  Çünkü tek amacı; sana bunu öğretmektir.Öyle olur ya bazen attığını sandığın köprüler başka suretlerde hayat bulur, hem de hiç beklemediğin en alakasız diyebileceğin durumlarda.. Geçmişin karanlık duyguları başka hikayelerde yeniden ve yeniden hayat bulur. Ta ki gerçekten neden diye sormaya başlayabildiğin zaman… İşte o zaman cevaplar da gelmeye başlar. Ve tüm resim yeniden anlamlı olmaya başlar. Hayatın tek yaptığı, seçtiğini sana sunmak ve kapatamadığın hikâyelerini kapatman için imkânlar yaratmaktır. Bunu keşfettiğin an güneş tüm sıcaklığıyla tepende belirmeye başlar.

Bence özgürlük olmazsa olmazları serbest bırakmakta yatıyor. Çünkü o zaman ilk kez uçsuz bucaksız ufuk karşımızda belirmeye başlıyor. Biliyorum, bırak demekle bırakılmıyor, ama önemli olan bırakmak ya da bırakmamak değil, o bağ ile ilişkine bakabilmekte saklı.

Her bahar yapraklar sonbaharın geleceğini umursamadan bulundukları dala tutunarak açarlar. Tutundukları dal zamanı geldiğinde onları toprağa doğru bir yolculuğa çıkarır. Hiç bitmeyen kendini tekrar eden bir denge… Biz neden bir yaprağın yaptığını yapamayalım ki?

Hisselerle yolumuzu aldığımız bir dünyada yaşamak ümidimle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s