Denge oluyor!

Herkesin yolu gibi dengesi de ona uygun en uygun şekilde ortaya çıkıyor. Çünkü kimimiz asfalt yolda, kimimiz kumsalda, kimimiz, dağda, kimimiz, suda, kimimiz ateşte yürümeye çalışıyor. Suda yürüyen ve ateşte yürüyen için denge o kadar çok farklı olacak ki... O yüzden başka hayatlardaki denge anlayışını kendine eklemek yerine, kendinde olan dengeyi keşfetme haline gönüllü ol. Ve bil ki, ne olursa olsun, hangi durumda olursan ol, denge meydana geliyor.

Sadece hareket var!

Hepimiz birbirimizden çok farklıyız. Bu cümleyi tuz, karabiber gibi yapıştırıp duruyoruz her şeye ama itiraf edeyim bazen ben anlamını unutuyorum ! Kemik ve kaslarımızın yaptığı açılar nasıl farklı ise ve bu açılar yüzünden nasıl farklı bedene sahipsek hikayelerimiz, acılarımız, hassasiyetimiz de farklı! Yani bu demek oluyor ki, ayni olaya birbirinden farklı milyar tane tepki verip duracağız! Çünkü daha anne rahmine düştüğümüz andan bu yana farklı şekilde etkilenip durduk ve bizi yaşam tam da su an olduğumuz kişiye dönüştürdü! Yani benim hayata tutunma anlayışım, senden farklı! Bu demek değil ki, benim ki doğru! Sadece yaşam beni bu şekle soktu, seni öyle.. Kas ve kemiğe verdiğimiz hassasiyeti neden paketin hepsine veremiyoruz? Bugün fark ettim ki, kas ve kemiklerin nasıl senin bedensel farklılığını sağlıyorsa, yaşam da aynısını yapıyor! Hepimiz kendi özümüzce hareket ediyoruz. Ne yanlış var, ne de doğru.. Sadece hareket var! Kendinin çok doğru yaptığını, diğerlerinin, diğerinin yanlış yaptığını, en iyisini kendinin bildiğini düşündüğün her an hatırlat kendine: sadece hareket var!

Olduğu kadar

O yüzden kendi hayatımda aradığım en belirgin his: netlik. Tam şu an ne hissediyorum? Tam şu an senin yaptığın o hareket ben de nasıl hisleri belirginleştiriyor? Tam şu an ne istiyorum? Ne hissettiğimi açıklıkla kavrayamadığımda, baktığım cam buğulu olmaya başladığında, sessizce gözlerimi kapatıyorum. Yola kolay sorular ile başlıyorum ve sorular zorlaşmaya başladığında, kolay sorular rehberliğimi yapmaya başlıyor. Yol, netlik kazanıyor, kalbim ferahlıyor ve olabildiği kadarını yapmak için elimden geleni yapmaya başlıyorum. Bir şeylerin olması için kendimle yaptığım savaş bitiyor, ızdırabım bitiyor, gözyaşlarım bitmiyor, acıyı çok da güzel yaşıyorum ama bir şeyler istediğim gibi olmadığımda ve canım yandığında acı ne kadar derin ve katlanılamaz olsa da biliyorum ki değişecek, kendime sormayı hatırlattığım iki soru: ŞİMDİ NE YAPAYIM? NE HİSSEDİYORUM?

Yara

Nasıl biliyor musun dostum? Eskiden deliler gibi ağladığın yaralara, artık üstünü örtmeye çalışmadığında, deli gibi orayı iyileşleştirmek için çırpınmadığında, onunla kalmayı deneyimlediğinde zaten değişiyor. Birileri sorduğunda anlatıyorsun, sana ait, her parçası senin geçmişin olan anılarını anlatıyorsun ama artık fark ediyorsun ki, kalbin sızlamıyor. Film izler gibi yarana kapılmadan sohbetler edebiliyor, o yarandan öğrendiklerini paylaşmaya bile başlıyorsun. İşte tam o zaman iyileşme gerçekleşmiş oluyor!

Bana ilgi göster

Çünkü biliyor musun dostum, neticede herkes kendi için bir şeyler yapmak istiyor, kimileri yaralarını şifalandırmak istiyor, kimileri ilgi istiyor, kimileri sevilmek istiyor, kimileri kim bilir neler neler.. Ama görüyor musun hepimiz kendimizce yol almaya çalışıyoruz. O yüzden o canını çok yakan seni üzen kimler var ise geçmişinde bu cümle dursun bir köşede: 'Elinden gelen oydu, başka bir olasılık bir olsa yapardı.' Belki zamanı geldiğinde bir bakmışsın kalbine inmiş bile.. İnmesi için de itip, çekme cümleyi.. Su gibi akacağı varsa, zaten akar.. Yeter ki, fark et su şu an nereye akıyor?