Ne Kadar Esneksiniz?

Hayır, bedeninizin ne kadar esnek olup olmadığını sormuyorum? Bacağınızı ne kadar açabildiğinizi ya da başınızdan geçirip geçiremeyeceğinizi de sormuyorum.

Hayatta istediğiniz şeyler olmadığında, yollar istediğiniz gibi akmadığında, açılamayan kapıları mı tekmeliyorsunuz yoksa başınızı biraz kaldırıp, hayatın size sunduğu yeni fırsatları görebiliyor muyuz?  Hayatın sertlikleri karşısında ısrarcı ve dediğim dedik biri misiniz yoksa duruma, şartlara göre yolları, kararları, seçimleri esnetebiliyor musunuz? Kapanan yollar, biten ilişkilerin ardından aylarca kendinize gelemiyor musunuz yoksa zarafetle ilişkiyi, yolları kapatıp, kalbinizi yeni ufuklara açabiliyor musunuz?

Processed with VSCO with al5 preset

Açılamayan yolları, asla’ları, bitenleri, yarım kalanları sırt çantası gibi arkanızda mı taşıyorsunuz yoksa zarafetle bırakabiliyor musunuz?

Sizin elinizde olmayan durumlarla karşı karşıya geldiğinizde inatçı mısınız yoksa yanı başınızda olan yeni olasılıkların doğmasına izin verebiliyor musunuz?

Hayatın değişen hallerine karşı ne kadar esneksiniz?

A yolundan B yoluna sadece uçakla gitme olasılığı varmış gibi davranıp ve bu durum bir şekilde mümkün olmayınca da tüm yolu cehenneme mi çeviriyorsunuz? Yoksa başka seçeneklerin olabileceğini hatırlayıp, yolu keyifli hale mi getiriyorsunuz?

Bir ağacı düşünün. Fırtınalara, kasırgalara rağmen sapsağlam kalmayı başarır ve hiçbirine direnmez, hayır seni istemiyorum demez. Mevcudiyetini, gövdesini, yapraklarını korur.  Kökü sağlam olmayan ağaçların ise dalları kırılır. Gücünü köklerini derinlere yaymasından alan her ağaç, bilir ki her mevsim geçicidir. Verdiği meyveler, açan çiçekler bir süre onunladır, vakti gelince yapraksız, çiçeksiz ve meyvesiz kalacaktır ama tüm bunların bitmeyen yaşam döngüsünün bir parçası olduğunun farkındadır, bu yüzden tek yaptığı değişen şartlara cesaretle teslim olmaktır. Çünkü teslim oldukça, esnemeyi öğrenir.

Eminim hepimizin hayatımızda ‘Hayır, böyle olmalı! Diyerek zorladığı konu ya da konular vardır. Görüş açımızın sıfırlanıp, karıştığımız anlar… Bu anlar tıpkı sisli bir günde araba kullanmak gibidir, ne önümüzü, ne de etrafımızı görebildiğimiz zamanlardır. İnatla araba kullanmaya devam eder, yaşamın bize karşı gösterdiği duruma kafa tutmaya kalkarız.

Bu adam / kadın beni bırakmamalı, bu işi bırakamam, bunu asla yapmam, bu yolda asla yürümem… Liste eminim herkesin hayat yolculuğuna göre değişir. Ama kesin olan bir şey vardır ki, inatlaştığımızda sadece karışırız. Kocaman gökyüzünde sadece tek bir yıldız varmış gibi davrandığımızda, aslında yaşamın büyüklüğünü de nankörlük etmeye başlarız

Hayatın bizim dışımızda gelişen ve kontrollerimizde olmayan olaylarına inatlaşarak, suçlu arayarak savaşmak yerine, birkaç adım geri çekilip hayatın yeni yolların doğumu için alan bırakabilmek, esnekliktir.

Esneklik, hayatla kurduğumuz sağlıklı ilişkinin temelidir. Bir ağacın kökünün toprakla kurduğu ilişkidir.

Mevsimler, geçicidir ama kök baki…

Son birkaç senedir kendi hayatımda ‘asla’ yapmam dediğim birçok konunun başkahramanı oldum. Bu eylemimi, hayatın değişen mevsimlerine uyumlanabilme isteği olarak yorumluyorum.

12 sene boyunca söylediğim bir şey vardı: Asla yoga stüdyosu açmam! Bunu arkadaş ortamlarında o kadar büyük büyük söylüyordum ki anlatamam. Geçen sene pandemide ortağım Githa ile yoga stüdyosu açtım. Olaylar, öyle gelişti ki, bir baktım istemiyorum dediğim kararın tohumu kalbime düşüvermiş.

Son birkaç yılda, Özde’nin büyük harflerle yapmam dediği ne varsa, onları yapmanın keyfini sürüyorum. Bunlara bir gecede bir kararla vermedim, sadece yaşamın tüm o vahşiliğine rağmen köşelerimi sertleştirmesine değil de, yuvarlamasına istekli kaldım, kalıyorum. Tüm kalbimle söylüyorum ki, burası en ileri pratik!

Böyle olunca da seneler önce böyle olmalı diye direttiğim yerde, vakti geldiğinde yeni bir şey doğabilmeye başladığını keşfediyorum.

Bir haberim var: Hayat eninde sonunda sizin yapmam’larınızla karşılaştıyor, onları yeniden değerlendirin diye!

İşte o an geldiğinde yapmam’larınıza yeniden bakın!

Her nefes yeni, hiçbir an, birbirinin aynısı değil. Aynısıymış gibi davranmayın, bu böyle diye kesin yargılara varmayın. Şu an böyle demekten çekinmeyin.  Öyle büyük kalp ferahlığıymış ki, şu an böyle diyebilmek.

Hayat anbean değişiyor, gerçekleşmeyen, sizi yoran bir olasılığın peşinden senelerinizi vermeyin.  Hayatta bazen geri çekilmesi ve bazen koşulması gereken zamanlar vardır. Ayrımı yaparken yeniden ve yeniden yolu okuma niyetiniz hep yanınızda olsun.

Çünkü bazen her şeye rağmen hayatın dalgalarına kafa tutmak gerekirken, bazen de kenara çekilip, başka yollar aramaktır asıl olan ve zor olan bu ayrımı yapabilmekte saklıdır

İki kere iki dörttür diye bir kural yok! Tüm hücrelerimde emin olduğum bir şey, en derinde hepimiz o, her şeyin tek olduğu yerde her şeye hâkimiz ve aslında biliyoruz.

Sadece korkular, fikirler girince karışıyoruz!

O yüzden gerçekten  olanı / olmayanı okumak için kenara çekilip, sessizleşmek ve belki de bunu bir mantra olarak sessizce tekrar etmek:

“Bana görmek isteğimi değil de gerçeği göster!”

Ve sonra da hayatın değişen koşullarının karşısında esnemek, kökümüz güçlü olduğunda hiçbir rüzgar bizim dallarımızı kıramaz.

Ne dersiniz?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s