İkinci Hayat

Fiziksel yoga pratiğine başlayalı 18 yıl oldu.

İlk başladığım zamanlarda bedenimin yapabildikleri beni büyülüyordu.
El dengeleri, ters duruşlar… İçinde oyun ve eğlence olan her şeyi hep çok sevdim.

Ta ki 2018’e kadar.

O yıl, aniden uzun ve yorucu bir ameliyat sürecine girmek zorunda kaldım. Zorlu bir süreçti… ve bir o kadar da yalnız.

A glowing phoenix bird made of flames rising from a burning rock pile on a mountain with sunrise

Durumun ciddiyetini çok az kişiyle paylaştım.
Çünkü insanlar çoğu zaman ağır olanı taşıyamıyor. Hemen “iyi hissettiren” cümlelerle seni toparlamaya çalışıyorlar.
Oysa sen zaten o ağırlığın altında ezilirken, bir de onları rahatlatacak gücü bulamıyorsun kendinde.

Ve aslında sanılanın aksine…
İnsan bir kez yanıp o ateşten geçtiğinde hiçbir şey bitmiyor.
Aslında her şey orada başlıyor.

İnsan o yangından sağ çıksa bile, içinden bir parça eksiliyor.
Ve o parçayı aramak yerine yeni bir şey doğurmaya cesaret edebildiğinde, hikâye yeniden yazılıyor.

Ama bu, bir anda hayata geri dönebileceğin anlamına gelmiyor.

Uzun bir süre kendime acıdım.
İnsanlardan, kalabalıklardan uzaklaştım.
Bitmeyen bir yetersizlik hissiyle köşe kapmaca oynadım.

Yoga matıma ilk döndüğümde şunu çok net fark ettim:
Derinlerde bir kayıp vardı ve bazı şeyler asla eskisi gibi olmayacaktı.

Pratiğim uzun süre gözyaşıyla geçti.
Kendime acımamak için çok çabaladım.
“Nasılsın?” sorusuna çoğu zaman ağlamaktan başka bir cevap veremiyordum.

Belki de en sert öğretmen acının kendisiydi.

Ama o acının içinde gezinirken şunu gördüm:
Dönüşmekten başka bir seçenek yoktu.

Ve ben de yaptım bunu…
Acımı ve çaresizliğimi alıp hayatın içine bıraktım.

Ve orada, çok sıradışı bir şey oldu:
Hayat beni tuttu.

Geriye dönüp baktığımda, en çok o kadının gücüyle gurur duyuyorum.
Nasıl geldiğini hâlâ tam olarak bilmediğim o güçle…

2018’den beri bugünü ikinci doğum günüm gibi görüyorum.
Hatta dürüst olayım, bunu kutlamak bana daha anlamlı geliyor.

Gününü şükür yeniden kutlayabileceğiz biriciğim.


Yorumlar

Yorum bırakın