Artık biliyorum

 

Im not yours, you are not mine!

Ben senin değilim, sen de benim değilsin. Birbirimize yoldaşlık edebiliriz, tabi ki yol el verdiği sürece. Yolun nereye, hangi dönemeçlere kıvrılacağını bilmeden hep beraber gitme isteme hali, komik oluyor değil mi? Biz şu an’ın hislerini yolun tümüne  yayarak yaşıyoruz. Sonra da akmayan yolu oraya doğru sürüklemeye çalışmaktan yorgun düşüyoruz. Okumaya devam et “Artık biliyorum”

Açıklık ve cesaretle

 

Senin kalbini sıkıştıran her şeyi asaletle ve sevgiyle bırakabilirsin!

Senin kalbini sıkıştıran her şeyi bırakarak da sevebilirsin!

Senin kalbini sıkıştıran her şey, görmek istemediğin kendi karanlık dünyanın bir sureti, görmezden gelmek yerine var olanı, her aldığın nefes gibi sadelikle görmeyi seçebilirsin.

Okumaya devam et “Açıklık ve cesaretle”

Denge oluyor!

Geçen gün kendi küçük dünyamda bir aydınlanma anı daha yaşadım! Nedir diye soracak olursan: Dengeyi keşfettim. ”Nasıl yani? Dengeyi bilmiyor muydun, he, bir de yoga eğitmeni olacaksın, bir de buna aydınlanmak mı diyorsun?” gibi cümleler aklına geliyor eminim ama izin ver açıklayayım! Anladım ki, denge oluyor! Okumaya devam et “Denge oluyor!”

Karar beliriyor

 

Çocukken karar vermek, dünyanın en zor eylemi gibiydi! Yaşım büyüdükçe de bu özelliğim pek değişmedi. En basit seçimlerde bile karar vermemek için çırpınır, sonra bilmiyorum  deyip, işin içinden çıkardım! Okumaya devam et “Karar beliriyor”

Tohumdan ağaça

agac1

Bir sene daha bitiyor, takvimler yine aralık ayında! Kim bilir neler sığdırdın, neler yaşadın, neler oldu, kime ya da kimlere koştun?, Belki aşık oldun bu sene, belki başka şehre taşındın, belki işini değiştirdin, ya  da neler ekledin, neler çıkardın? Artık biraz durup arkaya bakma zamanı.. Arkaya bakıp, yaşanılanları hatırlayıp, anıları onurlandırma zamanı. Tüm karanlık anıları pembeye boyamaktan bahsetmiyorum. Sadece ne olduysa, olana yeniden dokunup, tam o an hissettiğine bakmandan bahsediyorum. Okumaya devam et “Tohumdan ağaça”