Gerçek sevgi, önce kendine ve sonra başkalarına verilen sözdür.

Günlük hayatın tüm o yoğun değişimlerinin içinde en derinde hepimizin özlemi bizi olduğumuz gibi görebilecek dostlar. Bazı şeyler çok basitmiş gibi hemen yazılıyor ama yaşarken, deneyimin içinde debelenmeye başladığımızda öyle olmadığını hepimiz eminim  kendi hayat filmimizin sahnesinde en az bir kere gördük.   Teori'de birçok şeyi bilmek, farklı eğitimler almış olmak çok şahane ama o … Okumaya devam edin Gerçek sevgi, önce kendine ve sonra başkalarına verilen sözdür.

Suçlu var mı?

  Şehir hayatı, çok hızlı. İnsana sürekli koşması, yakalaması gereken bir yer varmış gibi hissettiriyor.  Üstüne toplumun beklentileri eklediğinde bizim  ''değerli'' yaşamımız artık, bizim olmaktan çıkıp, emanet aldığımız ''sıradan'' bir yaşam haline geliyor. Üniversiteye gitmen lazım, iş bulman lazım, sevgilin olması lazım, evlenmen lazım, çocuk yapman lazım.... Liste çok uzun ve yorucu ve bence en … Okumaya devam edin Suçlu var mı?

Dram Yaratma!

  Dramatize etme, dram yaratma! Birçok şey olacak bir yaşamın içinde... Bazen mutluluktan yerine sığmayacaksın, bazen ise etinden et kopuyormuş gibi hissedeceksin. Ayrılıklar, acılar, kayıplar, sorunlar kadar mutluluklar, sevinçler, birleşmeler olacak. Bazen acın o kadar derin olacak ki, kolunu bile kaldırmak istemeyeceksin, bazen ise mutlukuktan kelebekler gibi koşturacaksın. Kendi evine düştüğünde ateş, insan her şeyi … Okumaya devam edin Dram Yaratma!

Suyun halleri

O yüzden derslerimde de deli gibi üstünde durduğum her şeyden öte bir şey var: HİSSETMEK... Ben kahraman vs değilim, senin gibi okyanusun içinde kendime özgü bir şekilde yüzmeye çalışıyorum ve kendi hislerimi dinleyecek cesareti buldukça, başkalarına da bu halin mümkün olduğunu dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Çünkü şu ana hepsi dahil, tüm mutluluklar, tüm gözyaşları, tüm acılar, tüm sevinçler... Hepsi var, hepsi dahil.. Ve ancak sen içeriye alma cesareti gösterdiğinde, özündeki suyun hallerine izin vermeye başlıyorsun.

Kendi karanlığını tanı

Yeni sene pek de kolay başlamadı, ''nasıl olur'', ''olabilir mi ki'' benzeri deli gibi sorular yürekleri hoplattı ve sanki bizde  oraya buraya karınca yuvaları gibi dağılmaya başladık. Sana dürüst olayım mı? Hemen öyle çok gitmek istedim ki.. Ne bırakabildiğim, ne de onunla mutlu olabildiğim bir sevgili gibi İstanbul..Gidelim demek kolay da, giden gerçekten gidebiliyor mu … Okumaya devam edin Kendi karanlığını tanı