Yara

Nasıl biliyor musun dostum? Eskiden deliler gibi ağladığın yaralara, artık üstünü örtmeye çalışmadığında, deli gibi orayı iyileşleştirmek için çırpınmadığında, onunla kalmayı deneyimlediğinde zaten değişiyor. Birileri sorduğunda anlatıyorsun, sana ait, her parçası senin geçmişin olan anılarını anlatıyorsun ama artık fark ediyorsun ki, kalbin sızlamıyor. Film izler gibi yarana kapılmadan sohbetler edebiliyor, o yarandan öğrendiklerini paylaşmaya bile başlıyorsun. İşte tam o zaman iyileşme gerçekleşmiş oluyor!

Bardağı boşalt!

Sürekli o bardağı ya kırılırsa, ya üzülürse diye doldurup durursan, bir gün öyle bir yerde kırarsın ki, gözün gibi baktığın bardağı bir daha yapıştıramazsın bile. O yüzden gerçekten o bardağı seviyorsan, doldurma gayretinden bir vazgeçsene! Neden sürekli doldurmak istiyorsun? Bir adım geri gel, bardağın özünde doluluk olduğu gibi, boşluk da var. Ve o boşluk öyle önemli ki.. Biliyor musun senin bedeninde bile cavitas adı verilen ön bedeninde ve arka bedeninde boşluklar var ama kendi hayatında uygulamaya geldiğinde boşluklar, alan yaratmalar, kulağa yabancı kelimeler gibi geliyor. Büyük Bilinç'nın tasarımladığı boşluğu, biz insanların kendi hayatlarımızda deneyimlememiz zaman alıyor.

Kendi karanlığını tanı

Yeni sene pek de kolay başlamadı, ''nasıl olur'', ''olabilir mi ki'' benzeri deli gibi sorular yürekleri hoplattı ve sanki bizde  oraya buraya karınca yuvaları gibi dağılmaya başladık. Sana dürüst olayım mı? Hemen öyle çok gitmek istedim ki.. Ne bırakabildiğim, ne de onunla mutlu olabildiğim bir sevgili gibi İstanbul..Gidelim demek kolay da, giden gerçekten gidebiliyor mu … Okumaya devam edin Kendi karanlığını tanı

Kalbini aç demeyeceğim, hisset!

O yüzden bir adım geri gel, merdivenleri koşarak çıkmana gerek yok! Hisset, bizi insan yapan en önemli yeti: hissetmek! O yüzden hisset! Kafan karıştığında, canın yandığında, acı deli gibi olduğunda, kaldıramaz gibi olduğunda, mutlu olduğunda, sevinç çığlıkları attığında: HİSSET! HİSSET Kİ, KENDİMİZCE AÇAN ÇİÇEKLER OLALIM..

Oluyor işte!

Hayatta ne oluyorsa hep birden bire oluyor! İyi ya da kötü diye ayırmadan bir düşün, hatırlayabildiğin kadar geriye git yaşamında olan hiçbir şey önceden geliyorum diye önce reklam yaparak oluşmuyor. Oluyor ve biz insanoğlu olanla dengede olmayı öğrenip duruyoruz.