Eşlik et ve Güven

 

Her gün düzenli kahve aldığım mekandaki kız, bugün 2 hafta sonra işi bırakacağını söyledi. Ben ne yapacaksın diye sordum: ” İnşallah 1 ay içinde iş bulurum” diye cevap verdi. Son birkaç ay içinde mutsuz olduğunu o kadar net görüyordum ki, bu kararı çıkartabilmesine çok sevindim. Sonra aklıma kendi işi bırakma anılarım geldi

Hepimiz  o terk etmeyecek, gitmeyecek sevgiliyi ve kovulmayacağımız kişi arıyoruz! İş işte, koca kocan varken bulunur diye gayet bayatlamış bir cümle hatırlıyorum. Ah, hatırlama nedenim belki o zamanlar hayata karşı tavrımı özetlemiş olmasıdır. Deli gibi mutsuz olduğumuz işimizi, sevgilimizi nasıl olacak  sorusuna cevap veremediğimiz için bırakamıyoruz. Duvarlar üstümüze geliyor ama gitmiyoruz! Ah, hepimizin damarlarında ızdırap var.

Ben bunları yazıyorum diye sakın yarın işini bırakıp, sevgilini terk etmeye kalkma!

Ne demek istiyorum ?

Geçen gün karnımı doyurmak için yemek yemeğe girdiğim mekanda, yemeğimin tuzsuz olduğunu fark ettim. O an kendime bunu böyle yemem mümkün mü diye sordum? Sonra cevap hayır çıkınca garsondan tuzu rica ettim. Tuz geldi ve yemeğim deli gibi lezzetli olmaya başladı ve keyif aldım.

Sonra içimden aslında bu kadar basit ama her şeyi dramatize etmeyi ne kadar da çok sevdiğimizi fark ettim. His, her zaman çok net yemeği yemek de, tuz eklemek de hatta yememek bile bir tercih. Yani ah keşke tuz olsa diye yemek, durduk yere kendimize sorun çıkartmaktan öteye gitmiyor!

Aslında ne kadar basit değil mi? Söylenmeyi bırak bakalım, sor bakalım kendine o ne istiyor ?

Sadece kaşta tatile gidip oranın sıcaklığından yakınmaktan vazgeçmek bahsediyorum! Vazgeçmenin içinde, oradan gitmek de, olanı kabul edip orada tatil yapmaya devam etmek de olabilir! Sadece hislerini arkana dönme, onları büyütme de sadece fark et! Sonrası mı?

İşi bırakma anımı hatırlıyorum, hiçbir planım yoktu. Elimde tek olan hissimdi ve elimden geldiği kadar kendimce yollar yaratmaya çalıştım. Ben yol yarattıkça, yolda kendince açıldı, sonra ben de yola teslim ettim kendimi.  Genelde bir projeyi ya da işi bırakma kararım sadece bedendeki duyumların hareketine eşlik etme isteğiyle ortaya çıkıyor. Yani eşlik ediyorum ve güveniyorum.

Güven… Biliyorum zihin çok kuvvetli ve her şeyi bilmek istiyor, bilemediğinde de senaryolar üretiyor ama yazdığın senaryoların hiçbiri de gerçek olmuyor. Onun yerine bedenin endişe ile sarmalanmaya başlıyor ve yaşadığın alan daha da küçülmeye başlıyor.

Ben bazen panik halinde zihnimin ürettiklerine şaşırıyorum, kendisi her şeyi bildiğine o kadar emin ki 😅

Biliyorum o anın koşullarında başka bir olasılık yokmuş gibi geliyor, o yüzden inatla “tek” doğruna yapışmak istiyorsun ama yapıştıkça sadece daha çok ortalık karışıyor.

Güven, tam o an bir şeyler senin istediğin gibi olamıyorsa hayatın sana vereceklerine inanmakla ilgili. Motor kullanan bir arkadaşınızın arkasına oturduğunuzda ona güveniyorsunuz değil mi? Aynısı hiç farkı yok.  Bir yere kadar bir şeyleri yapabiliriz, gerisi kocaman varoluşa teslim… Sahip olmak ya da hep yanımda olsun dediklerine elinde sıkı sıkı tutmak yerine biraz gevşetmeye ve  yeniden bakmaya ne dersin?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s