O yüzden tam şu an kalbini sıkıştıran, yoran ne varsa bil ki başladığın gibi bırakabilirsin de... İstemediğin iş mi? İstemediğin okul mu? İstemediğin ilişki mi? İstemediğin seks mi? İstemediğin ülke mi? Hepsini bırakabilirsin, ama verdiğin cevap bir şeylerden kaçmak için değilde içeriden, en derininden gelen gerçeğin cevabı olsun. ÇÜNKÜ ANCAK CEVAP ORADAN GELDİĞİNDE, YOL BELİRMEYE, AÇILMAYA, AKMAYA BAŞLIYOR. Sana sihir gibi geliyor, oysa kalbin netleşebildiği için hayat da sana karşı netleşmeye başlıyor o kadar
Etiket: yaşam
Olduğu kadar
O yüzden kendi hayatımda aradığım en belirgin his: netlik. Tam şu an ne hissediyorum? Tam şu an senin yaptığın o hareket ben de nasıl hisleri belirginleştiriyor? Tam şu an ne istiyorum? Ne hissettiğimi açıklıkla kavrayamadığımda, baktığım cam buğulu olmaya başladığında, sessizce gözlerimi kapatıyorum. Yola kolay sorular ile başlıyorum ve sorular zorlaşmaya başladığında, kolay sorular rehberliğimi yapmaya başlıyor. Yol, netlik kazanıyor, kalbim ferahlıyor ve olabildiği kadarını yapmak için elimden geleni yapmaya başlıyorum. Bir şeylerin olması için kendimle yaptığım savaş bitiyor, ızdırabım bitiyor, gözyaşlarım bitmiyor, acıyı çok da güzel yaşıyorum ama bir şeyler istediğim gibi olmadığımda ve canım yandığında acı ne kadar derin ve katlanılamaz olsa da biliyorum ki değişecek, kendime sormayı hatırlattığım iki soru: ŞİMDİ NE YAPAYIM? NE HİSSEDİYORUM?
Suyun halleri
O yüzden derslerimde de deli gibi üstünde durduğum her şeyden öte bir şey var: HİSSETMEK... Ben kahraman vs değilim, senin gibi okyanusun içinde kendime özgü bir şekilde yüzmeye çalışıyorum ve kendi hislerimi dinleyecek cesareti buldukça, başkalarına da bu halin mümkün olduğunu dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Çünkü şu ana hepsi dahil, tüm mutluluklar, tüm gözyaşları, tüm acılar, tüm sevinçler... Hepsi var, hepsi dahil.. Ve ancak sen içeriye alma cesareti gösterdiğinde, özündeki suyun hallerine izin vermeye başlıyorsun.
Yara
Nasıl biliyor musun dostum? Eskiden deliler gibi ağladığın yaralara, artık üstünü örtmeye çalışmadığında, deli gibi orayı iyileşleştirmek için çırpınmadığında, onunla kalmayı deneyimlediğinde zaten değişiyor. Birileri sorduğunda anlatıyorsun, sana ait, her parçası senin geçmişin olan anılarını anlatıyorsun ama artık fark ediyorsun ki, kalbin sızlamıyor. Film izler gibi yarana kapılmadan sohbetler edebiliyor, o yarandan öğrendiklerini paylaşmaya bile başlıyorsun. İşte tam o zaman iyileşme gerçekleşmiş oluyor!
Evrenin sarmalı
Biz sanıyoruz ki, olmaz yapamam, gidemez, gidemem, yapamam! Sonra oluyor ve içeride atlılar koşturmaya başlıyor. Nereye koşturacağını şaşırıyorsun. Sanki ne yönü seçsen hep çıkmaz sokak geliyor karşına. Sonra bir gün koşturmayı bırakınca hissettiğin her şey, sarmal şeklinde karışarak ayrışmaya başlıyor. Evrendeki sonsuz enerjinin sarmal hareketi, enerjinin özündeki hareket ile her şey yeniden değişiyor ve baştan başlıyor. Kendi payımıza düşen dersi aldıkça sarmalın da hareketi değişmeye başlıyor, alanlar genişliyor. Bizi bir sonraki hareket için sarmal, kendince düzeneği baştan hazırlıyor, yeniden hareket etmek için bize alan açılıyor ve öğreti başlıyor. Biliyor musun sarmal hep bizim için çalışıyor!
