SİZDE OLMAYANI VEREMEZSİNİZ

Gerçek sevgi, kişi acı çekerken onun için bir şey yapamamanın çaresizliğiyle yine de onun yanında kalabilmektir.’ Sheldon Kopp

Şehir hayatının o hızı içinde birbirimizi gerçekten görebiliyor muyuz? Ya da görebilmeyi geçtim, o alanın oluşmasına istekli miyiz? Günün sonunda hepimizin tek istediği görülmek.. Dostumuzu, sevgilimizi acı çekerken  görüp, günümüzün anlamsız sözde spiritüal cümlelerinin yerine sessizce onun / onların yanında kalabiliyor muyuz?

İşte arkadaşlar, bu bölüme gerçek yoga diyorum! Yoga’nın hayatınızda ki kapsama alanını büyütmediğiniz sürece yoganız köksüz kalmaya mahkum kalacaktır!

……………………………………

Seni görüyorum!

Seni duyuyorum!

Seni hissediyorum!

Karanlığını da, ışığını da seviyorum. Seni değiştirmeye çalışmadan tam da olduğun gibi seviyorum. Biliyorum ki, bir dost olarak yapabileceğim tek şey, acını dindirmeye çalışmak ya da sana masallar anlatmak değil. Bir dost olarak tek yapabileceğim, elini tutmak ve sana tıpkı dünya yaratılmadan önceki o boşluğu, o alanı vermek. Yargılardan, olması gerekenlerden, yapman gerekenlerden öte, tek verebileceğim kalpten verilmiş bir boşluk. Sen cesaretle karanlığınla yüzleşebil diye elini tutmak, ama biliyorum ki daha fazlasını veremem. Sadece yola çıkman için içindeki cesareti tetikleyebilirim, ama o yola çıkacak olan sensin!

Biri acısını, korkusunu paylaştığında; karşındakini görmeye istekli olmadan çok komik oluyor kitapların, guruların dediklerini söylemek. Oysa derinden canı yanan kişinin tek istediği var: Görülmek.

Değiştirme, düzeltme çabasına girmeden onunla kalabilir misin? Ona cevabı vermek yerine sorusuyla cesaretle kalmasına alan açabilir misin? Belki sarılarak, belki elini tutarak sadece o an’ın içinde onunla kalabilir misin? Ona zaten ev’de olduğunu söyleyebilir misin?

Birine verebileceğiniz en değerli şey, onun yanında mevcut olmanızdır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey sevdiğinizin canı yanarken kelimelerle mastürbasyon yapmadan onunla sessizliği paylaşmanızdır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey, onun karanlığını, acısını düzeltmeye ya da iyileştirmeye çalışmadan onunla sadece kalmaktır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey, onun nefes alamadığı o yerde onunla halen orada kalmaktır.

Birine verebileceğiniz en değerli şey boşluktur.

Ben kendi hayatımda yaşadığım rahatsızlıklar dolayasıyla bunun ne kadar önemli ve değerli olduğunu birebir yaşamıştım. İnsanların ilk tepkisi acımak olmuştu. Acımak, sevgi belirtisi değil ve inanın bana kimseye bir faydası yok!

Gerçekten acı çeken birinin acısını görmeye istekli olmak ve yanında o acıyı paylaşabilmek kolay değildir.

Ve, evet yine nereye geleceğiz biliyor musunuz?

Kendinizle kurduğunuz bağ, her şeyle aranızdaki anahtar!

Kendinize vermediğinizi başkasına veremezsiniz. Sağlıklı derin bağlar kurmak istiyorsanız yaşamla/ herkesle / her şeyle  önce o biricikliğinize/ kendinize dönün ve onu onurlandırın.

Onu görün! Önce kendi karanlığınızın yanında oturun! Sonra bu hali başkasına verin, paylaşın.

Sizde olmayanı veremezsiniz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s