Tutunmadan Süzülerek

 

img1421856974087

İstanbul’un deli trafiği arasında yürürken bir yandan da zihnimdeki düşüncelerim ilk sırayı kapmak için adete yarışıyordu. Sonunda ayaklarım bir şekilde beni bir kahveciye doğru götürdü. Vaktim pek yoktu, hemen kahvemi alıp, gitmem gerekiyordu. Ne kahve alacağımı bile daha karar veremeden:

__’Ne isterdiniz?’

__’Hımmm.. Tam olarak karar veremedim.’

__ ‘Yardımcı olabilirim? Soğuk mu sıcak mı?’

__ ‘Soğuk?’

__ ‘Peki, sütlü mü, sütsüz mü?’

__ ‘Sütlü’

__ ‘Tatlı olsun mu?’

__ ‘ Evet!’

Bir saniyede ne istediğimi bulmama yardımcı olmuştu görevli. Teşekkür edip, kahvemi alırken düşünmeye başladım, bazen içeriyi duymaya olan gönüllük hali o trafik sesleri arasında duyulmayabiliyordu. O zaman en güzeli küçük sorular sormaktı kendine.. Büyük soruya gitmeden güvenli küçük sorular..

Yaklaşık 2,5- 3 aydır yoga dersi verdiğim bir yer vardı. Öğrencilerimin gülen yüzlerini, heyecanlarını, sorularını o kadar çok seviyordum ki ama hoşuma gitmeyen koşullar hiç değişmiyordu. Hayatımda hiç görmediğim kadar sorumsuz bir yer olduğunu birkaç hafta geçtikten sonra anlamıştım. Çalışanlar sürekli değişiyor, almam gereken paramı alamıyor ve artık derse giderken öğrencilerimi ne kadar sevsem de ayaklarım geri geri gidip, duruyordu. Değişir dedim, değişmedi. Bırakmayı bilmeyen kız çocuğu yeniden sahneye çıkmıştı, etrafımın tüm söylediklerine rağmen inatla bırakmak istemiyordum. Derslerimi bir şekilde vermeye devam ediyordum ama içerilerde bir yerlerde ”olmuyor” hissi büyümeye başlamıştı. Sonra bir akşam aldım o kız çocuğunu karşıma meditasyona oturdum. O ağladı, ben dinledim.  O zaman anladım artık gitme vaktinin geldiğini..

Geçen hafta orada son dersimi verdim. Öğrencilerime bunu açıklarken hüzünlüydüm ama artık gitmem gerektiğini biliyordum. Son dersimizi yaptıktan sonra dedim ki; ” bilmiyorum, bir daha yollarımız kesişir mi ama bildiğim tek bir şey var ne olması gerekiyorsa o olacak.” Öğrencilerime, çalışanlara, gördüğüm herkese kocaman sarıldım ve son bir bakış attım oradan çıkarken aklıma neler neler geldi kısacak bir saniye içinde gülümsedim asansöre bindim ve gittim.

Ve yeniden deneyimledim ki; bırakmanın kocaman bir özgürlüğü var. Bir kere karar verdin mi, ok yaydan çıktı mı artık geri getirmemeye çalışmanın sessiz bir destansılığı var.

Birkaç gün sonra orada çalışan bir iş arkadaşım şalterlerin indi mi diye mesaj attı. Şaşırıp kalmıştım, hatta yazılan mesajı birkaç kez okuyup, algılamakta sorun bile yaşamamıştım. 3 ay sonunda hak ettiğim paramı vermek konusunda bir açıklama bile yapmaktan aciz yetkililer…. Bir sürü şey diyebilirdim ama baktım sonsuzlukta devam eden bir çembere dönecekti konuşmamız ve sustum! Evet, The One Fulya Teras’ın pek de huzurlu ve rahat ortamı olmadığını rahat rahat söylebilirim herhalde! Ah ismini de verdim!

Trafik seslerinin arasında karar vermek hiç kolay bir şey değil o zaman basit şeylerle başla. Önce gözlemle, bedeninin tepkilerine bak. Gerçekten oraya gitmek istiyor mu, onu görmek istiyor mu, orada çalışmak istiyor mu, orada yaşamak istiyor mu? Cevap, hayır’ı gösteriyorsa ve  büyük adımlar atıp, köprüleri yakmak korkutuyorsa seni o zaman soruyu böl, hemen okyanusta yüzmeye kalkma, nehirlerde yüz önce, nasıl olsa her nehir, okyanusa açılıyor.

Her şeyi deli gibi bilmek ve anlamak isteyen bir zihnim var, anlamadığında ya da bilmediğinde çırpanmaya ve tepinmeye başlıyor ama şunu fark ettim ki; öğreniyoruz. En azından artık bilmediğim yollara karşı, bilmediğim yolların duraklarına karşı çırpınmadan kendimi bir kuşun gökyüzünde süzülmesi gibi bırakabiliyorum. (Ah, başta tepiniyorum itiraf edeyim :)) Evet, biraz fırtına, biraz yağmur, sel, kar, felaket, ah evet güneş, çok güneş…

Baharda bir ağacın dalında yeşeren yaprak, orada misafir olduğunu bilir, dalı sahiplenmez ama güneş ışınlarını, yağmuru, rüzgarı, geceyi, gündüzü hissetmeye devam eder. Ve vakti geldiğinde süzüle süzüle kendini toprağa doğru bırakır. Tutunmadan, süzülerek özgürlüğe doğru..

PS:  Enerjisini, öğrenmeye olan açıklıklarını, güzel kalplerini getiren öğrencilerime ve her ne olursa olsun beni oraya götüren yaşama çok şükür!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s