Senenin kaosunun içinde savrulmadan..

Bu aralar hepimizin dünyasının gündemi  2020…
Seneye girerken istediğimiz kadar tütsü yakalım, sene tüm dünya için zor başladı. Tütsüler, niyetler, taşlar vb’leri hepsi çok tatlı ama olacak olan hareketi değiştirmiyor ve üzgünüm değiştirmeyecek! Hayatta kökü olmayan her şey ölmeye, yok olmaya mahkum. Bu ölümden yeniden sağlıkla doğabilsin diye…

Deprem, salgın, yangın ve tabi ki kendi küçük dünyamızda da başka başka konular…

Sene kolay 
başlamadı ve bunun üstüne okuduklarım, arkadaş ortamında duyduklarım beni daha çok geriyor. Herkes 2020’in ne kadar zor olacağından bahsediyor. Ve 2018’i ve 2019’u pek kolay geçmeyen biri olarak sağolsun zihnimde atlılar koşturuyor. Bir gece o kadar çok koşturdu ki ve o kadar çok bilmek istedi ki, 2020 hakkında birçok kaynaktan yazı okudum. Yetmedi 2018 ve 2019 üzerine yazıları okudum. Zihnim sağlama yapmaya çalışıyordu.
Yaşam’ın sağlaması yaşam değil miydi? Şu an değil miydi? Şu andan çıktığım her an, sağlama arayışım da tam da bundandı.
O gece kaç saat internette gezindim bilmiyorum ama aramaktan, bilmeye çalışmaktan yorulduğum o yerde yeniden ‘derin teslimiyet’in tam kucağında buldum kendimi.
Derin teslimiyet. Yorgunluğun tam orta yerinde, tükenmişliğin tam orta yerinde güneş gibi aydınlatıyor ortalığı…
Günümüzde spritüellik çoğu yerde cennet bahçesi olarak tasvir ediliyor. Oysa spiritüellik, an be an yükselen ve alçalan duygularla mümkün olduğunca burada olmaktan geliyor. Dalga, vahşileştiğinde de, yumuşacık olduğunda da Okyanus’a ait. Okyanus’a ait olmaması mümkün mü?
Varılacak bir yer yok ve  hiç olmadı. 
Sadece bazen öyle bir sanrıya sahip olup, kendi kendimizin hayatını karıştıyoruz.
Bir hava durumun hayat boyu gökyüzüne hep aynı şekilde hakim olma düşüncesi sadece ütopya…

Dünya için kolay şeyler olmuyor ve eminim o kalbin içinde de kolay olmayan şeyler oluyordur.
Lütfen spritüel zırvalıkları bir kenara bırak. Hissetmediğin hiçbir kelime ağzından  çıkmasın.
Hepimiz Bir’iz ama hissetmiyorsan deme. 
Kalbini zorlayan şeyler varsa, spritüel  maskeni takıp mış gibi görünmek zorunda değilsin. 
Hissetmiyorsan,
Ben saf farkındalığım, saf enerjiyim, sevgiyim deme!
İnsan, kelimeleri gerçekten hissettiğinde, o kelimeleri kullanmanın ne kadar anlamsız olduğunu da idrak ediyor. Doldurmaya çalışınca dolmuyor.. Yaşam zaten dolduruyor..

Bırak, olma telaşını,
Bırak benzeme dürtüsünü,
Bırak, düzeltmeyi, kapatmayı, yama yapmayı
Gel buraya..
An be an yeni bir olasılık var. Korkumuzu, acımızı paylaşmak ve buraya/ şu ana adım atmak. .

Nazikçe yaklaşmak
Nazikçe birbirimizin elini tutmak,
Nazikçe sarılmak,
Nazikçe olana, hissettiğine, yasına sahip çıkmak.
Nazikçe bilmediğimize atlamak,
Nazikçe destek almak,
Nazikçe destek vermek..
HER AN MÜMKÜN..Yarın mı? 5 dakika sonra ne olacak bilmiyorum ama biliyorum ki birlikte buraya/ şu ana/ bilinmezliğe/ evimize adım adım yaklaşabiliriz.Birlikte bu seneye el ele verip, atlayabiliriz.
Tüm spritüel zırvalıklardan uzakta, şu anın ana rahminde, şimdinin kutsalığında buluşalım mı?
Şimdide birlikte olalım mı?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s