-
Kendi karanlığını tanı
Yeni sene pek de kolay başlamadı, ”nasıl olur”, ”olabilir mi ki” benzeri deli gibi sorular yürekleri hoplattı ve sanki bizde oraya buraya karınca yuvaları gibi dağılmaya başladık. Sana dürüst olayım mı? Hemen öyle çok…
-
İçerinin bilgeliği
Arkadaşıma dedim ki; düşünki sen filtre kahve içmeyi seviyorsun. Hayranısın filtre kahvenin ama gittiğin yerde sadece çay var. Bir, iki, üç tamam diyorsun ama sonra başlıyorsun keşke kahve olsaydı burada diye söylenmeye ve söylenirken…
-
Tohumdan ağaça
Önce sadeleş her anlamda. Daha az konuş mesela ama daha çok hareket et. Harekete edemiyorsan, konuşarak evrende kalabalık yaratma. Olan, acı verse dahi kirletmeden onunla kal. Sadeleş, suyun içine bir şey attığında önce su…
-
Kalbini aç demeyeceğim, hisset!
O yüzden bir adım geri gel, merdivenleri koşarak çıkmana gerek yok! Hisset, bizi insan yapan en önemli yeti: hissetmek! O yüzden hisset! Kafan karıştığında, canın yandığında, acı deli gibi olduğunda, kaldıramaz gibi olduğunda, mutlu…
-
Oluyor işte!
Hayatta ne oluyorsa hep birden bire oluyor! İyi ya da kötü diye ayırmadan bir düşün, hatırlayabildiğin kadar geriye git yaşamında olan hiçbir şey önceden geliyorum diye önce reklam yaparak oluşmuyor. Oluyor ve biz insanoğlu…
-
Zaman geçiyor
Keşke sürekli yaz mevsimini yaşasak ama değil işte! Bazen rüzgarlar, fırtınalar, kar, bazen sıcacık güneş.. Fırtına varken güneşi aramak, bağırmak, isyan etmek bir işe yaramıyor. Çünkü şu an güneş yok! Belki yarın değişecek ya…
-
Yaza Veda
Önce köklen, olduğun yeri algıla! Neyi, istediğini ve neyi istemediğini fark et! Konuş, anlat! Hissettiğine güven, içerisi olan bağı hiç koparma, robotlaşma, dinle! Dinledikçe güçlen! Güçlendikçe ve köklendikçe senin elinde olmayan durumları sukunetle kabul…
-
Haydi Sörfe!
Geçen gün matımı sınıfa sermiş, öğrencilerim gelmesini bekliyordum. Yavaş yavaş gelenlerle konuşmaya başladım. Konu nereden ve nasıl açıldı bilmiyorum ama karşımda duran ”çok güzel bir kadın” kendinde beğenmediği bölgeleri saymaya başladı ve listesi…
-
Dinle ve Sorumluluk Al
İstanbul’un belki de olabilecek en sessiz ve en yeşil yerindeydim. Sırt üstü uzandığımda gördüğüm gökyüzü ve beni hiç serinletmese bile ağacın dallarını hafif hafif kıpırtadan rüzgara gözüm takıldı. Sonra kendi nefeslerimi fark edince, ah…
Join 900+ subscribers
Stay in the loop with everything you need to know.

