Karanlığa doğru

 

13412-new-life-plant-grow-green-hope-wide.1200w.tn

Havalar deli gibi ısındı, birkaç gündür hiçbir yapmadan ne bu sıcak diye kendi kendime söyleniyorum. Ah, evet küresel ısınmanın sonu ağustos ayını, haziran ayında görüyoruz. Biliyorum her şey çok hızlı değişiyor geçen gün defterime not düşerken internet ortamında nasıl yazı yazmaya başladığımı hatırladım.

20’li yaşlarımın başında kendime ilk kez blog açmıştım. Blog açmaya karar vermekte ne var diyorsunuz biliyorum ama o zamanki ben için, önemli bir adımdı. Yazdıklarımı birilerinin okumasından öyle çok çekinirdim ki, blog’u açtım ama bu seferde kendi adım yerine misspotter nickini kullanmaya başladım. Seneler geçerken o nick altında sayfalar dolusu yazdım. Canım yandı yazdım, sustum yazdım, ağladım yazdım, terk edildim yazdım, sevdim yazdım, kendimi yalnız hissettim yazdım, mutlu oldum yazdım, mutsuz oldum yazdım. Yazmak, içerideki karmaşayı fark etmemi sağlayan, olan ile yüzleştiren bir hareketti benim için, hala da öyle… Yüzleşecek cesareti bulamıyorsam o ekranın karşına da asla geçemedim. Seneler geçtikçe yazı dilim değişti, ben değiştim! O zamanki beni bilenler, yazılarımın altındaki umutsuz kadın hakkında çok soru sorarlardı. Kendi karanlığımın ne kadar derin olduğunu, onun sokaklarını öğrendikçe yazı dilimde değişmeye başladı.

Kendi karanlığını bilip, onunla savaşmak yerine gerçekten yeni bir şehri keşfediyormuş gibi yaklaşıp anlamaya gönüllü olursan, karanlığın da ışığın başka bir formu olduğunu anlıyorsun… Karanlık ve aydınlık her daim birlikte iki sevgili gibi… Ve işin en sihirli yanı; kendi karanlığını bildiğinde, başka karanlıkları da anlayabiliyorsun.

Seneler geçti, önce blog’ta yazıları kendi adımla yazmaya başladım sonra kendi sitemi açtım ve burada yazmaya başladım. Kelimelerini saklayan biri için öyle büyük bir adım ki.. Yaşarken nasıl oldu, ne değişti, ne zaman oldu sorularına fırsat sıra gelmiyor, anca karışım kendi zamanında bekleyerek kaldığında ayrışma ya da aslında tamamen birleşme başlıyor.

Aslında halen aynı şeyler hakkında yazıyorum, halen aynı nedenle oturuyorum yazmaya, bazılarını burada paylaşıyorum, bazıları fazla özel geliyor, o kadar da açılmaya hazır olmadığım için kendime saklıyorum. Değişen ne diye sorarsanız, eskiden yaralarımı kapatmak için yazardım, ama artık benim böyle bir yaram var, değişiyor ama var demek için yazıyorum. Kapatmak yerine aksine paylaşınca yaram da şifalanmaya başlıyor.

Hayatında turuncu, mavi, yeşil, sarı renkleri kullanmayan, renkli ojelere ıyy diyen biriydim ben! Şimdi yolda kimi görsem, kiminle konuşsam renklerin diyor! O renkler 5 sene önce hiçbiri yoktu!

……………………………………………………………………………………………………………………………….

Ağaçları hiç izledin mi? Eminim yolda yürürken görüyorsundur ama ben gerçekten görmekten bahsediyorum.  Ağaçların dallarını, her dalının nasıl farklı olduğunu, yaprakların rüzgara karşı nasıl da bir teslimiyet içinde olduğunu ya da ağaçlarının nasıl yeryüzüne köklendiğinin farkında mısın? Ne zaman hayatımda ”BIRAK-AMA”  teması girse, karşıma bir ağacı alır, sessizce onu izlemeye başlarım.  Onun teslimiyeti kalbime indiğinde anlarım! Yaprağın süzülüşünde bile AŞK var, yaprak kendini yeryüzüne bıraktığında bu yaprak için bile son değil, çünkü onun toprağa karışması ile başka başka şeyler oluyor! Ama ama biz tutunsak hiç bırakmasak dalımızı, hep tutunsak ama ama… O da olabilir ama kocaman evrende olasılıkların en yorucu olanı.. Neden bir tane olasılığa hapis edesin ki, kendini nereden biliyorsun ne olacak?

Hayatında hangi karanlıkla baş etmeye çalışıyorsun bilmiyorum ama her ne olursa olsun yoluna güven, tutunmalarına güven, bırakmalarına güven! Yapmam lazım, olması lazım diye hiçbir şeyi eforla yapma.. İzin ver zamanı geldiğinde aç o kapıyı ya da kapat. Bil ki; her şey kendi yolunu buluyor, yeter ki itme hiçbir şeyi ama önce kendini..

Yolun seni nereye çıkartacağını bilmesen de güven! Merak etme, hiçbirimiz bilmiyoruz! Tek sen bocalamıyorsun, hepimiz bocalıyoruz, tek sen korkmuyorsun, hepimiz korkuyoruz…Yeter ki hissettiklerin kalbini soğutmak yerine, kalbini daha da çok dinlemene vesile olsun!

Ve güzel dostum, karanlığından kaçma, al karşına  onu ve gözlerinden süzülenlere izin vererek, tanı onu. Çünkü onu tanıdıkça kendi içinde bir yolculuk başlıyor ve evet büyümek dedikleri işte bu!

Yolun açık olsun!

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s