Biz kendini çok zeki sanan insanlar, denize atladığımızda hemen boğulacağız diye ezbere bir bilgimiz var! Filmlerden, aileden öyle öğrenmişiz ve hemen çılgınca kolları, bacakları hareket ettirmeye başlıyoruz. Eh, o şekilde yüzmek gibi bir olasılığın da olmuyor. Biraz su yutma ve bazen daha kötü olasılıkları deneyimliyoruz. Sana tanıdık geldi mi? Hepimizin farklı konularda farklı ezbere bilgileri var ve bunu yeni deneyimlere taşıyarak adına ÖZGÜRLÜK diyoruz. Dostum, esas ESARET bu!
Kategori: aşk
Evrenin sarmalı
Biz sanıyoruz ki, olmaz yapamam, gidemez, gidemem, yapamam! Sonra oluyor ve içeride atlılar koşturmaya başlıyor. Nereye koşturacağını şaşırıyorsun. Sanki ne yönü seçsen hep çıkmaz sokak geliyor karşına. Sonra bir gün koşturmayı bırakınca hissettiğin her şey, sarmal şeklinde karışarak ayrışmaya başlıyor. Evrendeki sonsuz enerjinin sarmal hareketi, enerjinin özündeki hareket ile her şey yeniden değişiyor ve baştan başlıyor. Kendi payımıza düşen dersi aldıkça sarmalın da hareketi değişmeye başlıyor, alanlar genişliyor. Bizi bir sonraki hareket için sarmal, kendince düzeneği baştan hazırlıyor, yeniden hareket etmek için bize alan açılıyor ve öğreti başlıyor. Biliyor musun sarmal hep bizim için çalışıyor!
Bana ilgi göster
Çünkü biliyor musun dostum, neticede herkes kendi için bir şeyler yapmak istiyor, kimileri yaralarını şifalandırmak istiyor, kimileri ilgi istiyor, kimileri sevilmek istiyor, kimileri kim bilir neler neler.. Ama görüyor musun hepimiz kendimizce yol almaya çalışıyoruz. O yüzden o canını çok yakan seni üzen kimler var ise geçmişinde bu cümle dursun bir köşede: 'Elinden gelen oydu, başka bir olasılık bir olsa yapardı.' Belki zamanı geldiğinde bir bakmışsın kalbine inmiş bile.. İnmesi için de itip, çekme cümleyi.. Su gibi akacağı varsa, zaten akar.. Yeter ki, fark et su şu an nereye akıyor?
Kendi karanlığını tanı
Yeni sene pek de kolay başlamadı, ''nasıl olur'', ''olabilir mi ki'' benzeri deli gibi sorular yürekleri hoplattı ve sanki bizde oraya buraya karınca yuvaları gibi dağılmaya başladık. Sana dürüst olayım mı? Hemen öyle çok gitmek istedim ki.. Ne bırakabildiğim, ne de onunla mutlu olabildiğim bir sevgili gibi İstanbul..Gidelim demek kolay da, giden gerçekten gidebiliyor mu … Okumaya devam edin Kendi karanlığını tanı
İçerinin bilgeliği
Arkadaşıma dedim ki; düşünki sen filtre kahve içmeyi seviyorsun. Hayranısın filtre kahvenin ama gittiğin yerde sadece çay var. Bir, iki, üç tamam diyorsun ama sonra başlıyorsun keşke kahve olsaydı burada diye söylenmeye ve söylenirken de içmeye devam ediyorsun o çayı ama bir kere o çayı alırken bir dursan belki anlayacaksın senin özünde filtre kahve içmek var, çay içmek yok! Ve burası asla o istediğin kahveyi veremeyecek! O zaman? Ya da belki çayı, kahve olsaydı diye içmekten vazgeçeceksin ve belki seveceksin bile.. Kim bilir ? Ama onun için çayı yudumlamadan orada öylece onunla kalabilmek ..Ve belki de şu an çay içmek istemiyor olsan da belki bir ay sonra bunu içmek de isteyebilme haline de açık olabilmek.. Yani dostun, şu anki hislerini hissetmeye gönüllü olmak ve o hislerin nehirde süzülmesine izin vermek.. Tek yaptığımız da bu biliyor musun?
