Sürekli o bardağı ya kırılırsa, ya üzülürse diye doldurup durursan, bir gün öyle bir yerde kırarsın ki, gözün gibi baktığın bardağı bir daha yapıştıramazsın bile. O yüzden gerçekten o bardağı seviyorsan, doldurma gayretinden bir vazgeçsene! Neden sürekli doldurmak istiyorsun? Bir adım geri gel, bardağın özünde doluluk olduğu gibi, boşluk da var. Ve o boşluk öyle önemli ki.. Biliyor musun senin bedeninde bile cavitas adı verilen ön bedeninde ve arka bedeninde boşluklar var ama kendi hayatında uygulamaya geldiğinde boşluklar, alan yaratmalar, kulağa yabancı kelimeler gibi geliyor. Büyük Bilinç'nın tasarımladığı boşluğu, biz insanların kendi hayatlarımızda deneyimlememiz zaman alıyor.
Blog
Kendi karanlığını tanı
Yeni sene pek de kolay başlamadı, ''nasıl olur'', ''olabilir mi ki'' benzeri deli gibi sorular yürekleri hoplattı ve sanki bizde oraya buraya karınca yuvaları gibi dağılmaya başladık. Sana dürüst olayım mı? Hemen öyle çok gitmek istedim ki.. Ne bırakabildiğim, ne de onunla mutlu olabildiğim bir sevgili gibi İstanbul..Gidelim demek kolay da, giden gerçekten gidebiliyor mu … Okumaya devam edin Kendi karanlığını tanı
İçerinin bilgeliği
Arkadaşıma dedim ki; düşünki sen filtre kahve içmeyi seviyorsun. Hayranısın filtre kahvenin ama gittiğin yerde sadece çay var. Bir, iki, üç tamam diyorsun ama sonra başlıyorsun keşke kahve olsaydı burada diye söylenmeye ve söylenirken de içmeye devam ediyorsun o çayı ama bir kere o çayı alırken bir dursan belki anlayacaksın senin özünde filtre kahve içmek var, çay içmek yok! Ve burası asla o istediğin kahveyi veremeyecek! O zaman? Ya da belki çayı, kahve olsaydı diye içmekten vazgeçeceksin ve belki seveceksin bile.. Kim bilir ? Ama onun için çayı yudumlamadan orada öylece onunla kalabilmek ..Ve belki de şu an çay içmek istemiyor olsan da belki bir ay sonra bunu içmek de isteyebilme haline de açık olabilmek.. Yani dostun, şu anki hislerini hissetmeye gönüllü olmak ve o hislerin nehirde süzülmesine izin vermek.. Tek yaptığımız da bu biliyor musun?
Tohumdan ağaça
Önce sadeleş her anlamda. Daha az konuş mesela ama daha çok hareket et. Harekete edemiyorsan, konuşarak evrende kalabalık yaratma. Olan, acı verse dahi kirletmeden onunla kal. Sadeleş, suyun içine bir şey attığında önce su bulanıklaşır, bekle.. Bekle ki, su durulaşsın, netlik gelsin. Netleşmeden su bulanıkken suyu durulaştırmaya çalışma, çökmesini bekle ve izle. Bekle ki, belirgenleşsin her şey. Merak etme, su zamanı geldiğinde berraklaşacaktır. Daha sade, daha özgür, daha kendin, daha net net, daha esnek, daha teslim....
Kalbini aç demeyeceğim, hisset!
O yüzden bir adım geri gel, merdivenleri koşarak çıkmana gerek yok! Hisset, bizi insan yapan en önemli yeti: hissetmek! O yüzden hisset! Kafan karıştığında, canın yandığında, acı deli gibi olduğunda, kaldıramaz gibi olduğunda, mutlu olduğunda, sevinç çığlıkları attığında: HİSSET! HİSSET Kİ, KENDİMİZCE AÇAN ÇİÇEKLER OLALIM..
